Son güncellemePrş, 20 Mar 2014 4pm

  • Üye ol
    *
    *
    *
    *
    *
    *

    (*) İşaretli alanlar zorunludur.

TÜRKİYE KATILIMCI MUHASEBECİLER HAREKETİ TÜRMOB SEÇİM

İçerik

 

Geleceğimiz mesleğimizdir,

Değerli Meslektaşlarımız, değerli delege arkadaşlarımız,

5-6 Ekim 2013 tarihlerinde Ankara’da toplanacak TÜRMOB 21.Olağan Genel Kurulu, mesleğimizin ve meslektaşımızın akademik, mali ve sosyal sorunlarının konuşulacağı bir zemin olacaktır. Tüm meslektaşlarımızın ve delege arkadaşlarımızın buna katkı vereceğini umut ediyoruz.

Bugün mesleğimiz, Türkiye ekonomisini yöneten, geleceğini belirleyen önemli bir meslek konumuna ulaşmaya çalışmaktadır. Ül­kemizin çağdaş uygarlıklar yolunda doğru rotayı tutturabilmesi için; yaşamı yönlendirme yeteneğine, gücü olan bizler gibi örgütlü mesleki kurumlara ihtiyacı vardır. Böylesi özel koşullarda meslek etiğinin oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Meslektaş kimliğinin oluşturulması bu anlamda çok önemlidir.

Bilgi çağını yaşadığımız bu süreç içerisinde mesleğimiz gitgide denetime dönüşmekte, tüm ulusal ve uluslararası düzlemde “DENETİM” olgusu etrafında fikir birliğine varıldığı gibi uygulamanın bu yöne evrilmesi için küresel bir çalışma sürdürülmekte, mesleğimiz önünde farklı ufuklar açılmaktadır. Bu an­lamda mesleki eğitim çok önemli bir konuma bürünmektedir.

Planlamadan gelen eksikliklerimiz devam etmektedir. 24 yıllık süre içerisinde mükellef sayısındaki artış ortalama %10 olurken plansız bir biçimde artan meslek mensubu sayımız 90 binlere yaklaşmıştır. 2001 yılında Türkiye’de kayıtlı KDV Mükellefi sayısı 2.870.000 iken 2013 yılı Temmuz ayı itibarıyla 2.370.009 sayısına gerilemiştir. (Bu gerilemenin nedeni Resen Terk işlemidir) Ancak görünüyor ki, mükellef sayısında pek artış olmamıştır. Mevcut KDV mükelleflerinin 1.306.843 tanesi İşletme Defteri tutanlardan oluşmaktadır. Bu sonuçlara göre 1.064.000 adet Bilanço Defteri bulunmaktadır. Ticaret Şirketleri İstatistiklerine göre 700.000 Limited Şirket 90.000 civarında A.Ş. bulunmaktadır. Bu şirketlerin de yaklaşık %50’si gayri faal durumdadır.

1997 yılında toplam olarak 41.042 SM-SMMM ve 2553 YMM meslek mensubu bulunmaktaydı.2013 yılında ise; 87.197 SM-SMMM 4.137 YMM mevcuttur. 49.765 Serbest çalışan meslektaşımıza karşılık, 41.575 Bağımlı çalışan meslektaşımız bulunmaktadır. Bu sonuçlara göre meslek mensubu başına 15 adet işletme defteri 7 adet Bilanço Defteri düşmektedir.(Bu hesaplamada SMMM-YMM toplamları alınıp Gayri faal şirketler düşülmüştür) Yani toplam 22 defter. Bu hesaplamaya Bağımsız Denetime tabi olan ve YMM’lerin tam tasdik kapsamındaki defterleri dâhildir. Bürolara göre hesap yaptığımızda, Büro başına 27 İşletme 12 Bilanço Defteri düşmektedir.

Bürolarda İşletme Defteri Ortalama ücreti 75 TL. Bilanço ise 250 TL. dir. %100 tahsilat yapıldığı varsayımıyla vergiler düştükten sonra 3200 TL gelir görünmektedir. Bu gelirden büro kira, personel, sabit kıymet, v.b giderlerini düştüğümüzde geri kalan ile TÜİK istatistik verilerinde Zengin-Yoksul-Açlık sınırı hangisinde olduğumuza mesleki bilgimiz ile yanıt verebiliriz. (Not istatistiki veriler GİB ve TÜRMOB belgelerinden alınmıştır.) Bağlı çalışan meslektaşlarımız için ise asgari ücret belirlenmemektedir. Bağlı meslektaşlarımız da ortalama 8-10 yıllık deneyime sahip olanlar, 2000-2500 TL. Ücretle çalışmaktadırlar. Yeni meslektaşlarımız ise 1000-1200 TL civarında ücret almaktadırlar.

Yakın ve orta dönemde Muhasebe ve Denetim açısından çok umut verici bir tablo görünmemektedir. Meslek mensuplarımız bürolarında ağırlıklı olarak iş takipçiliği yapmakta ve muhasebe denetim temel görevleri ile ilgili iş yapmamaktadırlar. Bürolarda yapılan iş ağırlıklı olarak Maliye ve SGK açısından şekil şartları yerine getirilen muhasebe iş takibi sistemidir. Kayıt dışılık ve denetimsizliğin sonucu, sağlıklı ve doğru bilgi üretemeyen meslektaşlarımızın önemi ve ücreti her zaman düşük olacaktır. Sonuç olarak meslektaşlarımız çok iş; az ücret ile başbaşa kalmış bulunmaktadırlar.

TÜRMOB’un geleceğe yönelik gerçekçi programlar yapamaması sonucu, 3568 sayılı Kanundan gelen haklarımız, 660 sayılı KHK ile bir gecede by-pass edilmiştir.

TÜRMOB yönetimleri kendi aralarında yönetimde nasıl kalacağız endişesi içinde adeta meslekten ve meslektaştan kopmuş bir halde ne yapacağını bilmez durumdadırlar. Yönetimde, ne çoğunluğa sahip, “Çağdaş” grup, ne de azınlık grubu “Meslekte Birlik”, mesleki yetkilerimizin arttırılması için ciddi projeler ortaya koyamamışlardır ve kendi aralarında hakkı huzur kavgası yapmaktadırlar.

Meslekte Birlik ve Çağdaş Grup yeni mesleki projeler üretemedikleri için, meslektaş ve kamu kurumları arasında derin ayrılıklar oluşmuştur. TÜRMOB geçmiş dönem Başkanımız Ekonomiden sorumlu bakan konumuna yükselmesine rağmen TÜRMOB yönetimi ile mesleki proje ve programlar yapamamıştır. Sonraki gelen AKP hükümeti ise 3568 sayılı kanunda kısmi değişiklik yapmıştır. Ancak bu değişikliğin tek amacı kendi yandaşlarını yönetimlerde nemalandırmadır. ‘Meslekte Birlik’ grubundan yönetimlere girenler, kendilerini “hükümet komiseri” zannetmektedirler.

Bu iki gurup “SM’leri SMMM yaptık” popülist söylemi ile geçen dönem seçimlere girmişlerdir. Bu seçim döneminde sizleri denetçi yapacağız söylemi ile seçimlere hazırlık yapmaktadırlar. Ancak bu söylemde boş çıkmıştır.

Bu arada 3568 sayılı yasadan kaynaklanan lisans seviyesindeki SMMM arkadaşlarımızın ‘Denetim’ yetkisi bir gecede yok edilmiştir. Bu 660 sayılı KHK ile ‘Devlet’ bir yanda ‘Denetim’ yetkimizi silerken bir yanda da Mesleki Örgütlerimiz Odalarımız ve Odalar Birliğimiz yetkisiz hale getirilmiştir.

TÜRMOB’un yönetimlerinin 25 yıllık dar grupçu anlayışlarının sonucu mesleğimiz ve meslektaşımız kamusal alanda bir ‘şamar oğlanına’ çevrilmiştir.

Başta Vergi idaresi, SGK, İş-Kur hatta Odalar Borsalar Birliğinin ücretsiz dosya düzenleyicisi konumuna düşürülmüştür. Bunun yanı sıra cezalar müşteriye kesilir gibi görünmekte ise de, bildirimlerin eksik ve hataları meslektaşın korkulu rüyası durumuna gelmiştir. Odalarımız ve TÜRMOB ise, bu angarya işleri erteleterek meslektaşları rahatlatmaya çalışmakla meşguller. Bu ‘büyük’ mesleki çabalarını ‘Meslekte Birlik’ ve ‘Çağdaş’ grup cep mesajları ile oya tahvil etme yolunu seçmişlerdir.

Meslektaşlarımız için ‘kalp ve damar’ rahatsızlıkları, kanser v.b. hastalıklar adeta birer meslek hastalığı haline gelmiş bulunmaktadır.

 

Bu 25 yılda hükümetlerden beslenenler tek bir şey yapabilseydi onu bile başarı sayabilirdik. ‘Meslektaşın hastalığı, rahatsızlığı mücbir sebep sayılır’ bunun bile olmadığı bir 25 yılda neyi kazandık? Neyi başardık?

Hükümetlerin peşine takılanlar meslektaş için, yani ‘insan için’ neyi başardılar?

Özellikle son yıllarda YMM Odaları TÜRMOB Başkanlar Kurulu toplantılarına dahi katılmamaktadır. Mesleki üst örgütümüz fiili olarak bölünmüş bulunmaktadır. Genel Başkanın YMM olduğu bir örgütte Başkanlar Kurulu toplantılarına hiçbir YMM Odasının katılmaması manidardır. Buna karşılık başta İSMMMO Oda Başkanı’nın YMM sınavlarında YMM olamamasının etkileri düşünmeye değer. Tarihsel olarak 5-4 meselesinin bu süreçten sonra yeniden gündeme taşınması düşündürücüdür.

2010 TÜRMOB Olağan Genel Kurul sürecinde Türkiye Katılımcı Muhasebeciler Hareketinin YMM’siz listesi bizzat Genel Kurul Divan Başkanı olan İSMMMO Başkanı Sayın Arıkan tarafından red ettirilmiş ve Türkiye Katılımcı Muhasebeciler Hareketi grup olarak seçimlere alınmamıştır. Bu antidemokratik uygulamayı yönetmelik haline getirenlerin demokratlığı tartışılmalıdır. Bu yönetmeliğe karşı Danıştay’da açılan dava halen sürmektedir.

Mesleki statüleri farklı, mesleki kaynakları farklı yasa ile farklı işlev ve görev verilmiş meslek mensuplarının aynı çatı altında bulunmaları ne yarar sağlamaktadır? TÜRMOB SMMM’lerin hangi sorunlarını çözebilmiştir? Ya da YMM’lerin hangi sorunlarına çözüm olabilmiştir? TÜRMOB mesleğin akademik ve yasal yapılanmasında ne işlev görmektedir? Ya da bir işlevi olmuş mudur? Bu sorular sorulduktan sonra verilen yanıtlar herhalde şunlar olmamalıdır… “Beyanname sürelerini uzattık. Meclis komisyonlarına çağrıldık. Ama hiçbir önerimiz kabul görmedi.” Yukarıdaki soru ve sorunları bu tip yanıtlar ile kapatma olasılığı bulunmamaktadır.

Bu eleştiriler sadece yönetimde bulunan statükocu, sözde ‘Çağdaş’ gruba özgü değildir. Şu anda yönetim erki içindeki ‘Meslekte Birlik’ adlı grup da bu sorumluluğun içerisindedir. Pekala şunları söyleyebilirler; ‘Biz hem azınlık durumundayız, hem de önerilerimiz kabul edilmiyor.’ Bu tarihe kadar hangi öneriyi yapmış durumdalar? TÜRMOB başına ‘Hükümet Komiseri’ olarak atanan Eski Gelir İdaresi Başkanı hangi meslektaşın oyu ile delege seçilmiş ve seçilmektedir. Yoksa kontenjan delegesi midir? Bağlı bulunduğu oda TÜRMOB başkanlar kurulu toplantılarına neden katılmıyor? Kendisi bürokrasiden gelen ‘Bürokratik İlişkileri iyi olan’ bir kişi olarak hükümet ve devlet kurumları ile ilişkilerde meslek örgütüne ne yarar sağlamıştır? Mesleki taban ile hangi önerileri paylaşmış ve sunmuştur? TÜRMOB Yönetim Kurulu kararları nelerdir? Bu kararlarda şerhleri var mıdır? Ne yazık ki seçimlere 1 aydan az bir süre kalmış olmasına rağmen, bu konularda meslektaşların ve delegelerin bilgisi bulunmamaktadır.

Hükümetin ve meslekle ilgili bakanlıkların ve bunların alt kuruluşlarının son 5-6 yıldır gerek TÜRMOB gerekse kendi siyasi çizgisine yakın olmayan kamu kurumu niteliğindeki yerel odaların mesleki akademik toplantılarını adeta boykot etmesi vahimdir. Bir yanda bu aforoz ve boykot sürerken bir yandan ise kucaklarında besleyip büyüttükleri sözde “‘mesleki derneği” odaların yerine koyarak rol çalma yarışına girmiş bulunmaktadırlar. Buna da yasal kılıf bulmak için aynı meslekte birden fazla meslek örgütü olmalı söylemlerini arttırmaktadırlar. Buna örnek olarak ise kıta Avrupası’ndaki kimi örnekleri göstermektedirler. Toplumların ve emeğin gelişme tarihini bilmeyenler Avrupa’daki Lonca sisteminin gelişimini incelemeden bu tür söylemlere girenler ne yazık ki dünyadan bi haber durumdadırlar.

Bunların yanı sıra TÜRMOB’un yetkilerinin KGK’na devredilmesi TÜRMOB’u by-pass etme projesidir. Bu ise dünyada da olan KGK örneğini oportünistçe çarpıtma şeklidir. KGK dünyadaki uygulama örnekleri TÜRMOB’u işlevsizleştirerek çözülemez.

Statükocu yönetimlerinin beceriksizliği nedeniyle meslek örgütünün elinden alınan Muhasebe ve Denetim Standartları yetkileri ile ruhsatlandırma ve disiplin yetkileri bu kuruma iade edilmelidir. Ancak KGK bu şekilde gözetim işini yerine getirebilir. Hükümet ve Maliye bakanlığı TÜRMOB’dan ve Odalardan elini çekmelidir.

Hükümetler ve devlet açısından yapılması gereken daha Demokratik Katılımcılığı arttıran, bir mesleki yasadır. Çoğunlukçu, plebisit yöntemler demokratik katılımcılığın önündeki engellerdir.

Bu anlamda nispi temsil kısmi olumluluklar yaratmasına rağmen, TÜRMOB yönetiminin bunu engellemek için çıkardığı seçim yönetmeliği derhal geri çekilmelidir.

Bağımsız Meslek ve Demokratik bir Türkiye hedefi ile mücadele veren bizler, mesleğin sorunlarının ülkenin sorunlarından ayrı olmadığının bilincindeyiz. Türkiye’de egemen kapitalist anlayış kayıt ve belge düzeni istememektedir. Bunun sonucu olarak AB uyum yasaları ile çıkmış olan yeni TTK ’ nın kayıt belge ve muhasebe düzeni ve denetimle ilgili olumlu maddeleri uygulanmaz hale getirilmiştir. Bu egemen kapitalist anlayış ile karşı karşıya gelemeyen meslek örgütü yönetimleri, sorunların çözümünü bulamaz.

Muhasebe sistemi ve Muhasebe denetimi sisteminin Bağımsız ve Demokratik hale gelmesi bizlerin temel ideolojisi ve politikası olmalıdır. Muhasebe ve Denetim mesleği bakışından Demokratik Türkiye’ye ancak bu yol ile varılır.

Bu koşullarda meslek odası ve üyesi kavramları çok iyi irdelenmeli, bütün meslektaşlarımız odalarına sahip çıkmalıdır. Usta-çırak ilişkileri aşılarak, meslektaş kavramı öne çıkarılmalı, kararları ortak alabilme kültürü ya­ratılmalıdır.

Meslek odalarımız ve TÜRMOB kimsenin özelinde oluşmuş bir yapı değildir. Bireylerin üzerinden bir şeylerin geliştirilmesindense toplumsal olgular oluşturulması, bir arada konuşabilen, tartışabilen, üretebilen, dostluk ve dayanışmanın kurumsallaştığı bir mesleki kimlik anlayışının yaratılması en büyük özlemimizdir.

BU ANLAMDA DİYORUZ Kİ;

- YA “ÇAĞDAŞLIK” ADINA ÇIKARCILIĞA VE “BİRLİK” ADINA HÜKÜMET YARDAKÇILIĞINA EVET DİYECEĞİZ

YA DA KENDİ ÇÖZÜM İRADEMİZİ GÖSTERECEĞİZ.

- MİSYONUMUZ YÖNETİCİLERE VİZYON KAZANDIRMAK DEĞİL, MESLEĞİMİZİ ZİRVEYE TAŞIMAKTIR.

TÜRMOB’DA DEMOKRASİYİ YERLEŞTİRMEK, ÖRGÜTÜN ETKİNLİĞİNİ ARTTIRMAK İÇİN;

BAĞIMSIZ DENETİMDEKİ TEKELCİ OYUNLARI BOZMAK,

MALİ MÜŞAVİRLERİN BAĞIMSIZ DENETÇİLİK HAKKINI SAVUNMAK İÇİN;

“MESLEĞİMİZE, ODALARIMIZA VE TÜRMOB’A SAHİP ÇIKALIM”            

**MESLEĞİN GELECEĞİ, GELECEĞİNİ MESLEĞİNDE GÖRENLERDEDİR.

     **BAŞKA BİR “ODA” VE TÜRMOB MÜMKÜN  

       ** RAKİP DEĞİL MESLEKTAŞ, REKABET DEĞİL DAYANIŞMA

       **BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ.

Geleceğimiz Mesleğimizdir!

Hepimiz için; Bağımsız Meslek ve Demokratik TÜRMOB mümkün!

TÜRKİYE KATILIMCI MUHASEBECİLER HAREKETİ

01.09.2013

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Bizi takip edin

İletişim

  • Adres:  Perpa Ticaret Merkezi B Blok Kat:12 
    No:2088/3 Şişli İstanbul
  • Tel: (+90) 212 320 20 44
Buradasınız: Home Haberler Öne çıkan haberler Güncel haberler TÜRKİYE KATILIMCI MUHASEBECİLER HAREKETİ TÜRMOB SEÇİM